Kaos GL - Yersiz Yurtsuz LGBT Bireyler

madde14 sitesinden
Şuraya atla: kullan, ara

Kaos GL Derneği'nin Kasım 2007 ve Mayıs-Haziran 2008 tarihleri arasında Kayseri, Eskişehir, Isparta ve Ankara’da LGBTT Mültecilerle yapılan görüşmelerle sonrasında hazırladığı lezbiyen, gey, biseksüel, travesti ve transeksüel (LGBTT) mültecilerin sorunlarını tespit etmek amacıyla hazırladığı raporun tam metnini aşağıda bulabilirsiniz.





YERSİZ YURTSUZ LGBT BİREYLER[1]

Mültecilerin yaşadıkları uydu kentler ile Ankara’da LGBTT Mültecilerle yaptığımız görüşmelerde, İran’dan Türkiye’ye geliş nedenleri, Türkiye’ye adaptasyon sorunları ve Türkiye’de karşılaştıkları sorunlar, psikolojik, yasal ve sağlık alanında karşılaştıkları güçlükleri anlatmalarını istedik. Bunun yanında hayatlarını devam ettirebilmek için çalışma, mali yardım, ayni yardımlardan faydalanıp faydalanamadıklarını sorduk.

LGBTT Mültecilere üç başlık altında sorular yönelttik. İran’dan gelme nedenleri, Türkiye’de yaşadıkları sorunlar, Türkiye’de kurumlardan ve sivil toplum örgütlerinden aldıkları hizmetleri değerlendirmelerini istedik.

Bu soruları sormamızın iki önemli nedeni vardı. Birincisi LGBTT mültecilerin karşılaştıkları sorunları tespit etmek ve bunu raporlaştırmak. İkincisi ise Kaos GL Derneği içinde Mülteci Destek Programı yaratılması aşamasında mültecilerin hangi alanlarda neye ihtiyaçları olduğunu tespit etmek. Bu ihtiyaçlar doğrultusunda mültecilere yönelik hizmet verecek bir destek programı yaratmak.

Bu rapor çalışması aşamasında, mültecilere yasal destek vermenin yanında özellikle lgbtt mültecilere sosyal ve psikolojik destek vermenin önemli olduğunu fark ettik. Özellikle Türkiye’de uydu kentlerde lgbtt mültecilerin diğer mültecilere nazaran sağlığa erişim, çalışma hakkından daha fazla yoksun bırakıldıklarını, aslında Türkiye’de halen geldikleri ülkeyi yaşamaya devam ettiklerini gördük.


İran’dan Gelme Nedenleri

LGBTT Mülteciler “İran’dan gelme nedeni” sorduğumuz da verilen yanıtların çoğu “ahlak zabıtası”, “mahallenin imamı”, “aile”nin eşcinsel olduğunun öğrenilmesi sonucunda İran’dan kaçmak zorunda kaldıklarını belirttiler. İran’da eşcinselliğin cezasının kırbaçlanmakla başlayıp idamla sonuçlanabileceğinin belirten mülteciler, İran’da eşcinsel olduğunun öğrenilmesinden sonra İran’da yaşamanın imkansız hale geldiğini, polisin ailelerine, işyerlerine eşcinsel olduğunu söylediklerini ve haklarında soruşturma başlattıklarını belirttiler.

Türkiye’ye gelen LGBTT Mülteciler bir çok insanın algıladığı gibi “daha özgür bir ülke de yaşamak için” mülteci olmuyorlar. Sadece ve sadece “hayatta kalabilmek, yaşayabilmek” için ülkelerini terk ediyorlar.


İran’dan ayrılma nedenlerini sıralayan mülteciler,

“Ailemle kavga ettim. Beni ikinci kez zorla evlendirmek istiyorlardı. Eniştem kendi evimizde bana tecavüz etmek istedi. 21 yaşında dayımın oğlu ile evlendirdiler. Evden kaçtım. Bu konuyu aileme açıklamıyordum evden kaçtım. Eniştem iran’da mitte çalışıyordu. Evden kaçtıktan sonra benim lezbiyen olduğumu anlamışlar. Evden ruta arkadaşımın evine gittim. Arkadaşım ruta’nın işyerini ve evini buldular ve onu da rahatsız etmeye başladılar. Arkadaşlarımız arayıp buldular ve onu tehdit etmeye başladılar. Bu yüzden iran’da nerede olsam beni bulacaklardı. Bu yüzden iran’dan kaçtım.”

“Çalıştığım hastanede, hastalardan birisi birkaç kişi diş işlerini yaptırdı. En son muayeneden sonra, dışarıda beni bekliyordu ve beraber yemek yiyelim dedi. Tanıştık, arkadaş olduk. O da gey olduğunu söyledi. ve arkadaş olduk. Ailesi seyahate gittiğinde beni evlerine çağırdı. Yatak odasında çırıl çıplak sarılmış bir şekilde birlikte yatıyorduk, bu sırada sakallı birisi içeri girdi, kemerinde silah bile vardı. Sen ölmeyi hak ediyorsun dedi. Vazo vardı, üzerime attı. Kapıyı dışarıdan kilitledi ve gitti. Benim ve tek şansım evin balkonundan dışarıya attım. Saat 11 gibi eve geldim. Eve gelince beni arkadaşım aradı. Benim babam seni tehdit ederse şaka sanma bu ciddiydi. Benim babam iran istihparat polisinden. Ve babamın tehtidini ciddiye al dedi. Ben ciddiye almadım. Ertesi gün işe geldim, iki sivilin beni sorduğunu söyledi komşularım. Gene şans benden yana idi, çünkü ailem evde yoktu ve sadece komşularımıza sormuşlar. Annesi evde değil, babası altı yaşındayken vefat etmiş. Gece ben çok zor yattım. Arkadaşımın da bu arada telefonunun kapalı idi. ertesi gün işe gittiğimde polikinliğin sahibi, çok fazla hastamız yok eve gidebilirsin dediler. Oysa benim çok fazla görmem gereken hastam vardı. Benim asistanım bir kadındı ve bana o anlattı. Benim tazminatımı ödediler. Üniformalı bir polis gelmiş ve hastahenin müdürü ile görüştüler. Eve döndüm ve artık hava kararmıştı. Eve giderken evin önünde bir arabanın içinde dört kişinin beklediğini gördüm. Ben bunları geçtikten sonra beni takip ettiklerini gördüm. 24 saat çalışan marketlerden birinin içine kendimi attım. Arabanın arka plakası olmadığını gördüm. Artık ağlamak istiyordum, bunlar bana şaka gibi gelmiyordu. Korkmaya başladım. Beş-altı dakika sonra telefonum çaldı. Telefonumu yabancı biri aradı, seni öldürme şerefi bize sahip olacak, terfi edeceğiz. hep tehdit ediyorlardı beni, evde kimse yoktu. Eve gittikten sonra eşyalarımı toparlayıp, pasaportlarımı toplayıp, ailemle vedalaşamadan kaçıp geldim. Arkadaşımın evine gittim. Evede arkadaşımda kalacağıma ilişkin bir not bıraktım. Ertesi günde trenle bilet alıp türkiye’ye geldim.”

“Lezbiyenim. Yönelimimden dolayı ülkemde can güvenliğim yoktu. Arkadaşım M ile internet üzerinden tanışmıştık. Bir süre sonra M ailesiyle sorun yaşadığı için evden kaçtı ve bana sığındı. M yaklaşık bir hafta evinde kaldıktan sonra M’ın babası ve eniştesi evime geldi. M evde yoktu bizi öldüreceklerini söylediler ve beni tokatladılar. Ve sonrasında kaçmak zorunda kaldık.

“Sevgilim evli idi. bir yıldır birlikteydik. Evinde seks yaparken sevgilimin eşi eve geldi ve birlikteyken gördü. Beni tehdit etti, hakaret etti. Daha sonra benim ailemin yaşadığı eve gelip hakaretler etmeye devam etti. Daha sonra polise şikayette bulunmuş. Evden ayrıldım ve bir arkadaşımın evine gizlenerek, kaçış yolları aramaya başladım. Babam “gey olduğum” için beni reddetti. Mümkün mertebe benimle karşılaşmamaya özen gösterdi. Ve Bir gün babam beni öldürmekle tehdit etti. Kız kardeşim İran’dan kaçmamı önerdi. “Kalırsa öldürüleceğimi” söyledi: “Eğer kalırsam ya babam öldürecekti, ya da yasalarca idam edilecektim”. “Param ve hiçbir eşyam yoktu depresyona girmiştim, umutsuz ve yalnız hissediyordum. Ne yapacağını bilmiyordum.” Bir arkadaşım vize istemediği için Türkiye’ye gitmemi önerdi. “Bir tren bileti aldım, kızkardeşimi aradım ve pasaportumu istedim. Ve bana birazcık da para verdi. ve trene bindim. Türkiye’ye geldim.”

“İsfahan şehrinde bir arkadaşının doğum günü partisine davetliydim, gitmek üzereydim. Sokağa girdim. İran’ın özel kuvvetleri (besiyiciler) çevirmişti evin etrafını ve parktaki çocukları yakalamışlardı. Besiyileri görünce sokaktan çıkmaya çalıştım. Arabamla çıkmaya çalışırken arabanın etrafını çevirdiler. “Ne aradığımı, bu görünüşünle ne arıyorsun bu çiçek ne?, partiye mi gidiyorsun” diye sordular. Hemen kaçtım arabayla. Biraz peşimden koştular ama bıraktılar ardını. Eve geri döndüm ve PGLO ‘yu aradı ve olayı anlattı. Ertesi gün de o yakalanan çocuklarının durumunu takip etmeye başladım. Bu bilgileri arsham parsiye iletiyordum. Çocuklara işkence etmişler, tanıdıkları kişileri ihbar etmelerini istemişler. Onlarda telefon numarasını ve adresini vermişler. 2-3 gün sonra telefonuna aramalar geldi. Eşcinsel olarak tanındığını ve teslim olması gerektiğini söylüyorlardı telefonda. Yanlış aradıklarını söyleyip kapattım. İşteyken eve gelmişler. Ailesine eşcinsel olduğunu anlatmışlar gelsin kendisini teslim etsin demişler. Eğer iranda eşcinsel olduğunu itiraf ederse hemen idam cezası alır. Bu yüzden gidemezdi ve işten geri döndüğünde ailesinin şiddetiyle karşılaştı. Çünkü daha önce bilmiyorlardı gey olduğumu. Meseleyi öğrendikten sonra evden atmışlar. Eşcinsellerin pislik olduğunu düşünüyorlardı. Bunlardan dolayı kaçtı. Hem aile tarafından hem devlet tarafından mağdur durumdaydı. Uçakla ankaraya gelmiş”

“İran İslam Cumhuriyetinde bir geyin yaşaması çok zor. Üniversitede hocalarım bile bana “farklı” bir gözle bakıyorlar. Ya taciz ediliyorsunuz ya da ceza/idam. Sosyal hayatta sürekli tacize uğruyorum. Ailem erkek bir sevgilisi olduğu için sürekli kavga ediyorlardı. İran’da bir gey kendini özgürce ifade edemiyor. Sevdiğiniz kişi ile birlikte yürüyemiyorsunuz çünkü bu yasak ve polis yakalayıp ceza veriyor. Kendisine ait bir arabası varmış. İş dışında sevgilisi Yaşar ile geziye çıkıyorlarmış. Şehir dışında turistik bir yere doğru giderken besiciler yollarını kesip “iki genç o bölgeye gidemez. Siz neden gidiyorsunuz” deyip yollarından döndürüyorlarmış. Toplumun bakış açısı çok kötüydü geylere. Bir parfüm sürdüklerinde hemen “bir erkek güzel kokmaz” deyip kendilerini sıkıştırıyorlarmış.”


Türkiye’de karşılaşılan zorluklar

Ülkelerini terk eden LGBTT mültecilerin çoğu, ailelerinden habersiz, sevdiklerini, dostlarını, işlerini ve bütün birikimlerini bırakıp sadece bir sırt çantası ile Türkiye’ye geliyorlar. Sırt çantası ile geldikleri Türkiye’de onları nelerin beklediklerini, sürecin nasıl gelişeceğine ilişkin her hangi bir bilgiye sahip değiller. Türkiye’ye kaçarak geldikleri için her hangi bir birikimleri yok. bu da Türkiye’de yeni bir yaşamın farklı sorunlarla başlaması anlamına geliyor. Ekonomik, psikolojik ve sosyal sorunlar yaşıyorlar. Bir insanın yaşamını devam ettirebilmesi için ihtiyacı olan en temel barınma hakkı, sağlığa erişim hakkı ve çalışma haklarından faydalanamıyorlar.

Bütün bunlara ek olarak lgbtt mülteciler, Türkiyeli eşcinseller için bile yaşamın çok zor olduğu, Van, Kayseri, Isparta, Antep, Nevşehir gibi uydu kentlere yönlendiriliyorlar. Bu şehirlerde sürekli olarak cinsel yönelimleri ve cinsiyet kimlikleri nedeniyle ayrımcılığa ve şiddete maruz kalıyorlar.

Uğradıkları şiddet olaylarını ise polisle ilişkilerinin kötü olmaması için çoğu zaman bildirmiyorlar. Bu şehirlerde yaşamak istemeyen lgbtt mülteciler, Ankara, İstanbul, İzmir gibi büyük şehirlerde kaçak olarak yaşıyorlar. Bu şehirlerde kaçak olarak yaşadıkları için hem İçişleri Bakanlığı ile sorun yaşıyorlar hem de diğer mültecilerin az da olsa faydalandığı sağlık ve diğer sosyal yardımlardan faydalanamıyorlar.


Sosyal Yaşam

Türkiye’ye geldiğinde bu ülke de ne kadar kalacaklarını bilmedikleri için adaptasyon sorunu yaşıyorlar. Bunun yanında yaşamak zorunda kaldıkları şehirler genellikle Türkiyeli eşcinsellerin görünür olamadıkları şehirler. Bu şehirlerde lgbtt mülteciler hem yabancı düşmanlığından kaynaklı hem de homofobiden kaynaklı şiddet ve ayrımcılığa maruz kalıyorlar. Bir çok vatandaş, Türkiye Cumhuriyeti devletinin mültecilere iyi maaş ve kira yardımı verdiğini, sağlık hizmetlerinden sorunsuzca faydalanabildiklerini düşünüyorlar. Bu yüzden de sosyal yardım mekanizmaları mülteciler için işlemiyor.

“Sokakta insanlar, tükürüyorlar, hakaret ediyorlar. Her yere e-mail attık. Burası güvende değil diye attık. Şiddete uğradığımız acil müdahalenin gerçekleşmesi gerekiyor. pazara gidiyoruz. Bize satış bile yapmak istemiyorlar. 7den 70’e kadar herkes bize top diye hitap ediyorlar. En önemli meselemiz süreler çok uzadı.”

“Geldiğimiz günden beri bizi kötü davranıyorlar. Bir iki kere taşladılar. Dışarı çıkmaya cesaret edemiyorum, korkuyorum. Geceleri dışarı çıkıyoruz. Gündüz evden dışarı çıkmıyoruz. Halka bize bakıp top diye hakaret ediyorlar. Bu bizi çok rahatsız ediyor. Kavga etmeye girişemiyoruz, polis bizi geri gönderebilir diye korkuyoruz. Defalarca arkamızdan geldiler ve motorlarla bizi taciz ediyorlar, birkaç kere tekmelediler. Bir kere arkamdan kafama tekme attılar. Sosyal yardımlaşma ve dayanışma fonuna başvurduk, kabul etmediler. Vali’nin yanına gittim, Bülent Ersoy musun sen dediler? Ve bana hakaret ettiler. Geldikleri günden beri üç tane ev değiştirdik. Üç tane evden kovulduk. 6-7 aydır kalıyoruz. Merkezden uzakta bir evde kalıyoruz. Ev kirası 100 ytl ödüyoruz. Cuma günleri caminin önüne gitmiş. Her ikisi hem valinin yanına çıktım. Ve ret edildim. Eğer isterseniz valinin yanına gittim. Sosyal yardımlaşma fonundan genel olarak mülteciler faydalanamıyorlar.”

“Binlerce sorun yaşıyorsun. İlk defa kendi ülkemden çıkıyordum ne yapacağımı 'bilmiyorum. Dil bilmiyorum kimden yardım isteyeceğimi bilmiyorum. Buraya 'geldiğimde de korktum, beni yakalayıp iran’a götürecekler diye. Yiyecek ve 'içecek, ve kıyafet konusunda sıkıntılarım var. bahai’liler laptoplarıyla geliyorlar biz 'sırt çantamızla çıkıp geliyoruz. Direk kayseriye geldim. Kayseri polisin 'başvurdum. Kayseri’ye Bülent Ersoy’u büyükanne diyorlar. 

7 kişi eşcinsel bir evde yaşıyoruz. Çalışamıyoruz. Ekonomik sıkıntıları var. sağlık 'problemleri var. diş hastalığı var ve gidemiyor. Diş sağlığı için bir şey yapabilir misiniz. Ben çok siyatik damarı var. ilk soğuklarda sorun yaşamaya başladım. Sinirleri bozuldu. Polise bile imzaya gidemedi. Ve beni zorladılar tekrar zorladılar. Ve ben gitmeye başladım. İmzaya gelmek zorundasın dediler. Yalan söylediğimi zannediyorlar. Sadece alay ediyorlar ve yardım etmiyorlar. Tek yardım ekmek yardımı alıyoruz. Asam’a bile geldim. Asam’da yardımcı olmadılar. Bir kere kıyafet yardımı ettiler. Halen kıyafete ihtiyacı var.”

“Sorunlarım çok fazla. En önemli sorunum ev sorunum var. altı kere ev değiştirdim. Komşular fark ettikten sonra beni alay edip tehdit ediyorlar. Lezbiyen yahey ile birlikte yaşıyor. Yok iyi anlaşıyoruz. Birbirimizi iyi anlıyoruz. İş bulamıyorum, hem mülteci hem de eşcinsel olduğum için iş vermiyorlar. Psikolojik sorunlarım var. ön görüşme için 10 aydır bekliyorum. Zaman nasıl geçecek bilmiyorum. Sinirlerim çok bozuk. 3 saat boyunca boş boş duvara bakıyorum.

Param bitti. Az param vardı şimdiye kadar onunla idare ettim. Biraz borçluyum. Gey arkadaşlarıma borcum var.”


LGBTT Mültecilere Şiddet ve Ayrımcılık

Türkiye’nin her yeri LGBTT bireyler için eşit fırsatlar sunmadığı gibi LGBTT bireylerin yaşamını da zorlaştırabiliyor. Bugün Türkiye’de 28 uydu kent var. bu kentlerde Türkiye’li LGBTT bireylerin açık bir şekilde yaşaması nerdeyse imkansızken, LGBTT Mülteciler bu kentlere yerleştiriyorlar. Özellikle transeksüel ve travesti mültecilerin bu kentlerde barınma, çalışma imkanları nerdeyse imkansızlaşırken bütün LGBTT mülteciler şiddete, tacize, ayrımcılığa uğrayabilmektedir. Kayseri, Isparta, Ankara’da görüştüğümüz LGBTT Mültecilerin hepsi şiddete, tacize uğradıklarını belirttiler.

“Arkadaşlarımdan biri Ankara’ya gidiyordu gece. Onu yolcu etmek için durağa gittik. Bir araba geçiyordu o esnada ve üzerlerine arabayı sürmüş. Ayrıca Türkçe bazı kelimeler söylemiş ve geçip gitmiş. Arkadaşları o arada servise binip gitmiş. Daha sonra eve dönerlerken aynı arabayı parketmişler ve içindekiler yürüyerek arkadaşlarından gelmişler. Orospu top, ibne gibi kelimelerle hakaret etmişler. Hülya’yı dövmeye başlamışlar o sırada sopa çıkarmışlar ve dövmeye başlamışlar. '7 kişilermiş ve 6 sı dayak yemiş. Arabanın plakasını almışlar ve polisi aramışlar ve daha sonra şikayetçi olduk.”

“Çok sorun yaşadı çünkü burası tutucu bir yer ve İran’a benziyor. Çok alay ediliyor, evi çarşıda olduğu için gündüz dışarıya çıkamıyor. Çıkarsa esnafın kendini izlediğini ve gösterdiklerini ve dalga geçtiğini söylüyor. Fırına gidiyor alışveriş için, oradaki satıcı bu bayanın işini hallet diye bağırıyor mesela. Kalabalık bir caddede yürürken imzaya giderken, genç gruplar laf atıyor ve elle taciz ediyorlar.”


LGBTT Hakları Platformuna, başvuran transeksüel mülteci A.T. İçişleri Bakanlığının kendisini yönlendirdiği iki şehirde de şiddete uğradığı için Ankara’da kaçak olarak yaşıyor. Ankara’da kaçtığı şiddet onun yakasını bırakmıyor. En temel insan haklarından biri olan barınma hakkında mültecilerin ne kadar zorluklar çektiğini gösteriyor, A.T.’nin yaşadığı şiddet.

“Ben Ankara da bir ev tuttum.Ev tutarken ev sahibi bana cinsiyet kimliğimin ne olduğunu sormadığı için bende herhangi bir sorun yoktur düşüncesiyle kiralık evlerini tuttum.Ev mobilyalıydı ve ev için stobaj ve emlakcı parası vermiyecektim.Acil olarakta ev tutmak zorundaydım.Evi tuttum ve 200 ytl önden 300 ytl kira ödedim.Bir hafta sonra benim kiraladığım eve geldi.Kapımı çalanın ev sahibim olmasından dolayı kapıyı açtım.Ev sahibim ben seninle seks yapmak istiyorum yoksa bu evi sana vermezdim.Bende sinirlendim ve kapımı kapattım.Ertesi gün sabah 8:00 civarında beş kişi ile odun ve demir sopalarla kapımı çaldılar ve zorla evime girdiler.Ben polisi aradım ama çok iyi türkce konuşamadığım için adresi veremedim.Sonra kapıyı kırıp içeriye girmeye çalıştılar.Bir gün önce gelen ev sahibim transeksüel olduğumu anlamamıştı ve onunla cinsel ilişkiye girmediğim için küfürler ediyordu.Evimin kapısını kırdıklarında evin bir bölümünde olan odaya kendimi zorla attım.Beni öldüreceklerini düşündüm korktum ve 2. Kattan kendimi aşağıya attım.Sonra ambulans geldi ve beni dış kapı hastanesine götürdü.Olaydan sonra 2 polis otosu yanıma geldi eğer polis otosu gelmeseydi beni öldüreceklerdi.


Polisin Tavrı

Şiddete, tacize uğrayan LGBTT Mülteciler, haklarını arayamadıklarını çünkü polise başvurdukların da polislerin genellikle, “bu davadan hiçbir şey çıkmaz, boş yere şikayetçi olmayın”, “hadi barışın konu kapansın” gibi uzlaştırıcı bir tavır sergilediklerini çoğu zaman da “siz de yolda yürürken belli etmeyin” gibi mağdur lgbtt mültecileri yargılayıcı bir tavır sergilediklerini belirttiler. Uydu kentlerinin genellikle Türkiye’nin küçük ve muhafazakar kentlerinin olmasının yanında İran’dan gelen siyasi mültecilerinin de “siz adımızı kötüye çıkartıyorsunuz, İran’ın yüz karaları” gibi tavır sergilediklerini belirttiler.

Yabancılar Şubeleri ile genelde sorun yaşamadıklarını ancak imza günlerinin şehirden şehre değişiyor olmasına anlam veremediklerini dile getirdiler. Özellikle transeksüel mülteciler sokağa çıkmaya korkarken hergün imza atmak için karakola giderken sürekli tacize uğradıklarını belirttiler..

Her hangi bir hastalık geçirmeleri durumunda polisin tolerans gösterdiğini, hasta olduğunu belgelemelerini istediklerini dile getirdiler.

Özellikle bazı transeksüel ve efemine geyler imzaya gittiklerinde polislerin dalga geçtiğini veyahut işlerini uzattıklarını dile getirdiler.

“Bir gece eve dönerken iki kişi takılmış peşlerine ve saat soruyorlarmış durmadan. Arkadaşlarından biri dönüp Türkçe bilmediklerini söylemiş. Neden cevap vermiyorsunuz diyerek kızmış şahıs. Daha sonra saldırmışlar ve dövmüşler.

Ertesi gün polise gitmişler ama polis ilgilenmemiş ve kayda geçirmemiş olayın olduğu an gelecektiniz diye.”


LGBTT Hakları Platformuna, Van Kadın Derneği vasıtasıyla Mülteci O.A. başvurarak Emniyet Genel Müdürlüğü’ne gönderdiği dilekçeyi bize ulaştırdı. Dilekçesinde mülteci bir gey olarak Van’da yaşadığı sorunları aktaran O.A’nın dilekçesini yayınlıyoruz.

Emniyet Genel Müdürlüğü Yabancılar Şubesi Müdürlüğüne

Ben O. A İran uyruklu bir mülteciyim ve geçici olarak üçüncü ülkeye gitmek üzere VAN ilinde mecburen ikamet etmekteyim.

Bu yazı belki size sunu cağım son dilekçe yazı olacaktır, çünkü artık feryadımı kime hangi makama bildirilmeliyim bilmiyorum ve artık son ümidim olarak korku ile bu dilekçeyi yazmaktayım.

Ben bir eşcinsel olarak VAN ilinde mecburen kalmaya mahkum kalan bir sığınmacığım ve kendi ülkemden kaçmış Türkiye devletine sığındım ve BMMYK tarafından kabul edilmiş dosyama rağmen ve de daha önce kritik halde sevk dilekçesine makamınıza verdiğime ve hiç bir cevap almadığıma rağmen, kendi ülkeme yaşadığım hemen hemen değil daha kötü olaylarla yaşandım ve de yaşamaktayım ve üstelik bana yardım eden beni anlayan beni güvenli bir ilde yerleşen bir makam yoktur ve tanıdığım polis yada makamlardan çok korkuyorum artık, sebebini sormuş olursanız biraz detaylı  arz etmekteyim.

Kaç ay önce kendim Ankara Emniyet Müdürlüğüne gönderdiğim dilekçe, ilk defa Van polisi tarafından niye bize sorununu söylemiyorsun direk kendi başına Ankara’ya yazdığını bir soru ile karşılaştım ve cevapsız bıraktım çünkü bağırarak yetkili “biziz, biz sana cevap vericeğiz, diğeri değil dediler”.... Artık o günden beri kaç ay geçiyor ve o dilekçeden sonra benimle mülakat yapıldı ve sadece imza saatim değişti yani ayni günler sadece öğleden sonra, o mülakat tan sonra benden bir imza alındı :artık bundan sonra başına ne gelirse buraya yabancı şubeye şikayet etmemelisin ve bende mecburen imza atıldım , ondan önce de bir kavga nedeniyle karakola şikayetçi olarak baş vurdum ve rezil olan ezilmiş olan asıl suçlu olan ben oldum ve bin kere de pişman olan ben yine oldum.... neden??? TÜRK devletinde polis eğer bize kötü davranırsa vay milletin haline onlar acaba bizimle nasıl davranacaklar??? O akşam karakolda istemediğimiz ve daha önce hiç bir polisten daha önce duymadığımız galiz küfürleri maalesef duyduk ve daha doğrusu çok korktuk hatta bizim sığınma başvurumuzu iptal, direk sınır dışı edeceğiz bir kaç kere tehdit bile aldık ve bizi oradan küfürle kovarak artık bu sebeplerle buraya gelmeğin (ib...ler) ancak bıçaklanarak yada büyük paralar kayıp ederek buraya gelmelisiniz anlaşıldı mı??diye bizi kovdular...artık hem karakol polisinden hem yabancı şube polisinden hem VAN milletinden kokarak güvensiz ve korku içinde yaşamaktayım,ondan sonra kaç kere sokakta dövüldüm kaç kere küfür duydum kaç kere sözde ve gerçekten tacize uğradığımı kaç kere ölüme ve dövmeye tehdit alındım ve kaç kere serserilerden kaçtığım sayamıyorum ve de kimsem yok artık dertlerime anlatıyım , benimle mülakat yapan polis bana yardım etme yerinde ne zaman imzaya gidersem her kesin önünde laf atarak bağıra bağıra sende geldin kendini zorla eşcinsel yaptın sende eşcinselimsin? ama bunu Türk devleti kabul edemez diye türlü türlü laf dinliyorum , yada başka polisten (ib...) kelimesine duymaya mecbur kalıyorum ,o kavgadan sonra bir İRANLİ eşcinsel düşmanlık yaparak yabancı şubesine gitmiş ve polise söylemiş ki ben OMİD in eşcinsel olduğunu kabul etmiyorum ayni kişi her yerde oturmuş ve beni rezil etmeye kalkmış  ve yaşadığımız ilişkilerden bahs etmiş ve enteresan şu ki VAN polisi bana hiçbir şey sormadan diğer İRANLİ eşcinselleri teker teker çağırmış ve benim hakkında soru sormuş ki çoğumsu daha önce benimle ilişki yaşamışlar ... benim eşcinsel olduğum olmadığımı bir kaç İRANLİ mı kanıtlamalı gerekiyor? bence VAN polisi bunu bilere k yapıyor ve benimle ikinci muamele yapıyor ben gerçekten çok tehlikeli bir ortamda kendimi hayatımı korumaya çalışıyorum ve polis benim cinsimi benden sormadan soruşturmaya çalışıyor ,artık benim için imzaya gitmekte bir kabus olmuş ,ben polislerden yada makamınızdan bir soru seriyorum?aya eşcinsellik her kes ile yada her beğendiğimiz kişi ile yada çok affedersiniz para karşılığına yatmak mıdır???eğer cevabınız evet dır o zaman VAN polisi ve milleti haklıdır ama eğer cevabınız hayırsa o zaman neden VAN polisi benimle böyle davranıyor? bir yandan bana öyle laflar bir taraftan tam tersine....

Şimdi ben sadece iki olay size anlatayım bakınız ben bu cehennem VAN da nasıl yaşıyorum?1- ben bir araçta oturmuşum kaptan geliyor yanımda ve bana takılıyor ve gel aşağıda birlikte yatalım diye açık açık isteğini söylüyor ,ben 50 kişi yanında hemen bir tepki göstersem rezil olan ben olurum o kültürsüz şerefsiz Kürt olmuyor...2- bir otelde kalıyorum akşam başka bir odada beni gören bir namert Kürt beni görünce beğeniyor ve açıkça diyor ya benim odama gel bu gece yada rezillik çıkaracam,,,ben adamı kovuyorum o beni tehdit ediyor senin yüzünü hiç unutmam nerde seni görürsem param parça ederim sen ölmüşsün artık diye beni tehdit ediyor....

Sayın makamlar bunun gibi olaylar her günde bu cehennemde yaşamaktayım ve inanın çok hayatımdan korkuyorum resmen azap içinde yaşıyorum ve her şeyi doğru ve açık bir şekilde ama korkarak çünkü bu dilekçenin cevabı de sert bir tepki olacağına da çok korkuyorum ama hiç çarem yok artık dayanamıyorum benden hiç bir şey kalmamış ,bunu da  ekleyim  ben fahişe  değilim ,ben kendime değer veren bir insanım içki ,sigara bile kullanmıyorum ama eşcinselim ve burada çok zor durumdayım ve çile çekiyorum resmen işkence gibi her gün her yerde yüce ATATÜRKE küfür eden hain ve kültürsüz Kürtler arasında böyle yaşamak insanı bir şey mı?,bana yardım etmek bu kadar zor mu TÜRK devleti için?ben sadece sizden beni  bu geçici süre için güvenli ve kültürlü bir ilde sevk etmemi saygılarımla talep ediyorum .

Gereğin yapılmasını saygılarımla arz ederim.


Sağlık Alanında Karşılaşılan Güçlükler

Sağlık sorunları yaşadıkları zaman, için bürokrasisinin çok fazla olduğunu, çoğu zaman Valilik bünyesindeki sosyal yardımlaşma fonundan zamanında hastaneye sevk edilmediklerini, edildikleri zaman da “hastane yetkililerinin mültecilere ilişkin süreci” bilmedikleri için zorluk çıkardıklarını belirtiyorlar. Bunun yanında soğuk algınlığı gibi hastalıklarda ise zaten bürokrasi çok fazla olduğu için hiç başvuru yapmadıklarını belirtiyorlar. Bütün bu süreci atlatarak hastanede görüşmesini tamamlayan mültecilere ise en az birkaç ay sonrasına randevu verildiğini, randevu tarihi için yeniden sevk almaları gerektiğini belirttiler. Görüştüğümüz mültecilerden hiçbiri uydu kentlerde sağlık hizmetlerinden yeteri kadar faydalanamadıklarını belirttiler. Mültecilere sağlık sorunlarını sorduğumuzda deri hastalıkları, diş sorunları, soğuk algınlığından doğan ve kronikleşen sorunlarının devam ettiğini belirttiler.

Bunun yanında BMMYK sürecinde psikiyatr veyahut psikoloğa yönlendirilen lgbtt mülteciler, yönlendirme sırasında kendilerine net bir şekilde neden yönlendirildiklerinin anlatılmadığını bu yüzden dosyalarından kaynaklı bir problem olduğunu düşündüklerini dile getirdiler.

BMMYK’nın Ankara’da anlaşmalı olduğu Özel Çankaya Polikinliği gibi bir merkezin Kayseri’de olmasının sağlık sorunlarının çözümü için önemli olduğunu dile getirdiler.


Psiko-Sosyal Destek

Psikolojik destek alamadıklarını, desteği alma noktasında ise tercüman kullanıyor olmanın zorluklarından bahsettiler: “Çünkü hiçbir zaman derdimi bir tercüman benim gibi anlatamaz ve ben bir tercümanın yanında hiçbir zaman kendimi rahat hissedemem” diye tanımladılar.

Türkiye’den eşcinsel bir organizasyonun kendileri ile ilgilenmesinin hem psikolojik olarak rahatlattığını ve bizi daha sık görmek istediklerini belirttiler. sosyal destek açısından eşcinsel örgütlerle düzenli iletişim içinde olmalarının LGBTT mültecilerin Türkiye’ye adaptasyonu açısından önemli olduğunu düşünüyoruz.

“Sizinle görüştüğümüze çok sevindik. Burada onlarca insan bizimle görüştü. Bize söz verdiler. Bizi anlayıp anlamadıklarını bilmiyoruz. Bu yüzden bu tarz görüşmeler bizi yoruyor ama siz de bizim gibi eşcinselsiniz ve bizi anlayacağınızdan eminiz, iyi ki geldiniz, sorunlarımızı dinlediniz”


Cinsel Sağlık

Cinsel Sağlık alanında bir sorunları olup olmadığını sorduğumuz da ise, görüştüğümüz LGBTT mültecilerden çoğu cinsel sağlık alanında sorun yaşadıklarını belirttiler. Cinsel sağlık alanında bir kontrolden geçmediklerini ancak “fiziksel belirtilerden” sorunlarını tespit ettiklerini dile getirdiler.

Türkiyeli bir eşcinselin kendi sosyal güvenliğini kullanarak zührevi hastalıklarını tedavi ettirmesi nerdeyse imkansızken lgbtt mültecilerin bu alanda yaşadıkları sorunları dile getirebilmeleri ve tedavi imkanlarından faydalanmaları imkansızlaşıyor. Bunun yanında çoğu zaman zührevi hastalıklar alanında karşılaşılan hastalıklarda doktor hastanın “eşcinsel” olduğunu fark etmesi ile birlikte tedavi etmeyi rededebilmektedir. Bu nokta da Kayseri’de cinsel sağlık alanında sorun yaşayan LGBTT Mültecilerin cinsel sağlık hizmetlerinden faydalanmaları mümkün değildir. Cinsel sağlık alanında yaşadıkları sorunlar için Ankara’da tedavi koşullarının yaratılması gerekmektedir.

Maddi sıkıntısı olan LGBTT Mülteciler, kondom ve kayganlaştırıcı kullanmadıklarını dile getirdiler. Bu noktada LGBTT mültecilere ücretsiz kondom ve kayganlaştırıcıya ulaşmaları sağlanmalıdır.

“Yaklaşık bir buçuk aydır makatım da kanama ve kaşıntı var. Doktora gittim, doktor mikrop olduğunu söylemiş ve 6 adet ilaç verdi. Kullandım ama geçmedi.


Ekonomik Durum

Uydu kentlerde LGBTT mültecilerin bir iş bulması nerdeyse imkansız. Sokakta rahatça yürümeyen LGBTT mültecilerin bir işte çalışması nerdeyse mucize olarak tanımlanabilir.

İş bulamayan ve 6 ay ile 3 sene arasında Türkiye’de kalan mülteciler her hangi bir iş bulamadıklarında ekonomik zorluklar çekiyorlar. Bu da mültecilerin kaçak işçi olarak ucuz iş gücü olarak görülmesine veyahut fuhuşa sürüklenmelerine neden olabilmektedir.

“İnsanların bakış açısı İran’dan farklı değil. Maddi sorunlar gün geçtikçe artıyor.”


“İnsanlar beni anlamıyorlar. İş bulamıyorum. Psikolojik olarak kötü bir durumdayım. İş başvurularım hem olumsuz sonuçlanıyor. Maddi olarak sıkıntı çekiyorum. Tek çarem çalışmak ama iş bulamıyorum.”


“Bu şehir de yaşamak zor. Özellikle insanlar bana ve arkadaşlarıma bakışlarından rahatsız oluyorum. İş vermiyorlar bize. Bir iş buldum. Bulaşıkçı olarak çalışmaya başladım. Çalıştığım yerde diğer çalışanlar sürekli olarak beni taciz ettiler. Çalışanlar sakalımı kesmememi kesince kıza benzediğimi söylediler. Bir yanda da bana seks tekliflerinde bulundular. İşte çalışırken sürekli olarak “elle tacizde bulunanlar, beni sıkıştıranlar oldu.” Şehrin tutucu olduğunu bildiğim için makyaj yapmıyorum, buna rağmen insanlar benimle dalga geçiyorlar. Tembel bir insan değilim, ama yaptığım bütün başvurularda bana Ankara’ya git, İstanbul’a git diyorlar.”


Sosyal Destek ve Yasal Süreç

Kayseri dışında Antep, Eskişehir, Isparta’da mültecilerin sosyal ve yasal destek alabilecekleri merkezlerin olmaması LGBTT Mülteciler için kente uyum sürecini zorlaştırmakla beraber sorunlarını çözümsüz bir hale getirmektedir. LGBTT mülteciler, mültecilik alanında çalışan derneklerin sadece BMMYK süreçlerinde değil aynı zamanda Polis başta olmak üzere yerel kurumlarla ve stk’larla ilişkilerinde yönlendirici ve kolaylaştırıcı bir rol üstlenmelerini bekliyorlar.

Türkiye’de eşcinsel derneklerin vereceği her türlü sosyal desteğe ihtiyaçları olduklarını söylüyorlar. Eşcinsel derneklerin Türkiye’de yaşadıkları sorunların önlenmesi açısından önemli bir işlevleri olacağını belirttiler.

“İlk geldiğinde kimseyi tanımıyordum. X’ye geldim ve polise başvurdum. Evden dışarıya çıkmıyorum. Evden çıkmadığım için her hangi bir sorun yaşamıyorum. Alışverişi arkadaşlarım yapıyor. Gey arkadaşlarla aynı evi paylaşıyorum, param olmadığı için temizlik yemek gibi işleri yapıyorum bunun karşılığında kira ödemiyorum. İlk geldiğimde faturaların ödenmesine katılıyordum. Artık ancak param kalmadı. Arkadaşlarım çok yardımcı oldu ve bana sürekli destek oluyorlar.

Geylerle birlikte yaşıyorum, lezbiyen bir arkadaşım yok. Ailemi çok özlüyorum. Türkiye’den bir an önce gitmek ve öğrenim hayatıma devam etmek istiyorum.”


Ön görüşme tarihlerin çok ileri bir tarih verilmesinden dolayı rahatsızlar. Bu süreç içerisinde ne yapacaklarını ve yaşamlarını nasıl devam ettireceklerini bilmiyorlar. BMMYK’daki dosyalarının bir an önce belli olması durumunda her türlü zorluğa katlanabileceklerini dile getirdiler. BMMYK’nın yoğun bir çalışma takvimi olduğunu ancak ön görüşme ve görüşmeler için standart bir tarih geliştirildiğinde kendilerini daha iyi hissedeceklerini ve umutsuzluğa kapılmayacaklarını dile getirdiler.

Ülkesi belli olan mülteciler, ülkeleri belli olduktan sonra sürecin nasıl gelişeceğini bilmediklerini dile getirdiler. Özellikle büyükelçiliklerde görüşebilecekleri birini bulmakta zorluk çektiklerini dile getirdiler. Bu süreçte özellikle dosyalarını stk’ların takip edebileceğini ve büyükelçiliklerle mülteciler arasında stk’ların köprü olabileceğini dile getirdiler.


  1. Kaos GL Derneğinin; Lezbiyen, Gey, Biseksüel, Travesti ve Transeksüel Mültecilerin Sorunları Raporu’ dur. Lezbiyen, Gey, Biseksüel, Travesti ve Transeksüel(LGBTT) Mültecilerin sorunlarını tespit etmek amacıyla hazırlan bu rapor Kasım 2007 ve Mayıs-Haziran 2008 tarihleri arasında Kayseri, Eskişehir, Isparta ve Ankara’da LGBTT Mültecilerle yapılan görüşmelerle sonrasında hazırlanmıştır. Raporun hazırlanma sürecinde 70’a yakın mülteci ile görüşülmüştür.



Raporlar.jpg
Raporlar

Konuya Göre: Türkiye · Avrupa · Ortadoğu · Afrika · Asya · Yunanistan · LGBTT · İklim Mültecileri
Yıllara Göre: 1999 · 2000 · 2001 · 2002 · 2003 · 2004· 2005 · 2006 · 2007 · 2008 · 2009 · 2010 · 2011 · 2012 · 2013 · 2014 · 2015 · 2016 · 2017 · 2018