AB Komisyonu 2006 Türkiye İlerleme Raporu

madde14 sitesinden
Jaakpaat (mesaj | katkılar) tarafından oluşturulmuş 08:58, 27 Nisan 2016 tarihli sürüm (1 revizyon içe aktarıldı)
(fark) ← Önceki hâli | En güncel hâli (fark) | Sonraki hâli → (fark)
Şuraya atla: kullan, ara

Avrupa Komisyonu tarafından Avrupa Parlamentosu'na ve Konsey'e sunulan "Türkiye 2006 Yılı İlerleme Raporu"nda göç ve iltica alanını içine alan Adalet, Özgürlük ve Güvenlik başlıklı 24. fasılın Türkçe tercümesini aşağıda bulabilirsiniz.

Raporun Türkçe tam metnine ulaşmak için tıklayınız.





Fasıl 24: Adalet, Özgürlük, Güvenlik


Schengen ve dış sınırlar konusunda bir miktar gelişme kaydedilmiştir. 2006 Mart ayında Türkiye’nin Entegre Sınır Yönetim Stratejisinin uygulanmasına yönelik bir Ulusal Eylem Planı kabul edilmiştir. Anılan Plan, AB standartlarına uyum konusunda olumlu bir adım teşkil etmekte olup, sınırların yönetimi bağlamında bütüncül bir yaklaşım geliştirilmesi bu fasıl bakımından üyelik müzakerelerinde kilit bir unsur arzetmektedir.


Diğer taraftan, bu alanda halen ciddi eksiklikler mevcuttur.


Halihazırda, kara kuvvetleri, polis, jandarma ve sahil güvenlik makamlarının, ülke sınırlarının belirli bölümleri üzerinde sorumlulukları bulunmaktadır. Başbakanlığa bağlı Gümrük Müsteşarlığı ise, malların ve kişilerin denetimi ile görevlendirilmiştir. Genel olarak, kurumlar arası eşgüdüm erken bir safhada olup, çeşitli makamlar arasında bilgi paylaşımı ve sorumlulukların sınırlandırılması hususunda önemli iyileştirilmeler yapılması gerekmektedir.


Sınır güvenlik görevlilerinin eğitiminin ve profesyonelliğinin geliştirilmesine, özellikle askerlik hizmetini yerine getirenlerin görevlendirilmesi bağlamında ihtiyaç duyulmaktadır. Risk analizi kapasitesinin daha fazla arttırılması öncelikli bir husus olarak telakki edilmelidir. Araçların ve malların kontrolüne ilişkin uygulamaların gözden geçirilmesi gerekmektedir. Bazı sınır geçiş noktalarında altyapının önemli ölçüde yenilenmesine ihtiyaç duyulmaktadır. İkinci düzey ekipmanlar eksik veya gelişmemiş olup, birinci düzey belge kontrol ekipmanları bakımından da aynı durum geçerlidir. Sınır geçiş noktalarında ve kara sınır hatlarında bulunan izleme ekipmanlarının, Türkiye’nin özel koşullarına uygun hale getirilmesi gerekmektedir.


Vize politikası konusunda, sınırlı düzeyde gelişme kaydedilmiştir. Olumlu vize listesine uyum bağlamında, Venezüela ve Paraguay ile imzalanan vize muafiyeti anlaşmaları yürürlüğe girmiş olup, Kolombiya’yla bir anlaşma imzalanmış ve Andora için vizeden muaf bir rejim kabul edilmiştir. Negatif vize listesine uyum bağlamında bir gelişme kaydedilmemiştir.


Yeknesak AB vize etiketine ilişkin uyumlaştırma başlamış olmakla birlikte, halihazırda Türkiye 35 ülkenin vatandaşlarının sınırda vize almasına izin vermektedir. Bu ülkelere 17 adet AB üyesi de dahil olup, bu uygulama tedricen değiştirilmeli ve vizeler diplomatik makamlar veya konsolosluk makamlarınca düzenlenmelidir. Türk konsolosluklarının kapasitesi bağlamında, sahte belgelerin tespiti bakımından gerekli ekipmanlar dağıtılmış olmakla birlikte, bu konuda daha fazla eğitim verilmesi gerekmektedir.


Vizeler konusunda AB güvenlik vasıf ve standartlarıyla uyum sağlanması hususuna acilen eğilinmesi gerekmektedir.


Göç konusunda sınırlı ilerleme sağlanmıştır. İltica ve Göç Ulusal Eylem Planı uygulanmaktadır. Bununla birlikte, Plan, AB müktesebatının iç hukuka aktarılmasına veya uzman bir organ kurulması başta olmak üzere idari kapasitenin geliştirilmesine ilişkin takvimin ayrıntılarını içermemektedir.


Komisyon ile bir geri kabul anlaşması imzalanmasına ilişkin müzakereler düşük bir hızda devam etmektedir. Müzakerelerin zamanlı ve başarılı bir sonuca ulaşabilmesi için Türkiye’nin çabalarının kaydadeğer biçimde artmasına ihtiyaç bulunmaktadır.
Yasadışı göçmenlerin yakalanmasına ilişkin olarak, 2005 yılında 57.428 kişi yakalanmıştır. Bu rakam 2004 yılında 61.228 iken, 2006 yılının ilk altı ayında ise 18.441’dir.


AB müktesebatı ile uyumun ve uygulama için gerekli idari kapasitenin sağlanması için kaydadeğer çabalara ihtiyaç bulunmaktadır.
Temel mevzuatta sağlanan değişikliklerle, iltica konusunda bir miktar ilerleme kaydedilmiştir. İltica talebinde bulunulabilmesi için gerekli olan 10 günlük zaman sınırlaması kaldırılmıştır. Daha önce sadece İçişleri Bakanlığının uhdesinde bulunan iltica talepleri konusunda karar verme yetkisini belirlenmiş bazı Valiliklere de tanıma imkanı doğmuştur.


Bununla birlikte, İltica ve Göç Ulusal Eylem Planı’nın etkili biçimde uygulanması ve gelecekteki kurumsal yapıların açıklığa kavuşturulması için konuyla ilgili kurumları biraraya getirecek özel bir forum teşkil edilememiştir. İltica talebinde bulunan herkesin adil bir sürece ve bir örnek uygulamaya tabi olması için, özellikle de uluslararası havaalanlarındaki uygulamalar bakımından, yeni mevzuata ihtiyaç duyulmaktadır.


İltica talebinde bulunanların kabul edildiği merkezlerin kapasitesinin artırılması ve tesislerin iyileştirilmesi gerekmektedir. Bu merkezlerin idaresinin sorumluluğunun kurumsal olarak kimde bulunduğu açık değildir.


1951 Cenevre Sözleşmesi ve 1967 Protokolü’nün tam olarak uygulanması hazırlıkları sürmektedir. Coğrafi sınırlamanın 2012 itibariyle kaldırılması düşünülmektedir.


Müktesebata uyum hazırlıkları ve gerekli idari kapasite çok erken bir aşamadadır.


Polis işbirliği alanında bazı ilerlemeler kaydedilmiş ve örgütlü suça karşı mücadelede kısıtlı ilerleme sağlanmıştır. Türkiye, polis işbirliği alanındaki bütün temel uluslararası sözleşmelere taraftır. Uluslararası polis işbirliği ve AB üyesi ülkelerle işbirliği çoğunlukla iyidir. Bununla birlikte, veri koruma yasasının bulunmaması bu alanda bir engel teşkil etmektedir. Adli tıp kapasitesi uzmanlık bakımından iyi durumdadır. Ancak, özellikle polis açısından, modern bir altyapının tesisi ve daha iyi teçhizat sağlanması bakımından erken bir aşamada bulunulmaktadır. Personelin, özellikle suç analizi konusunda, daha bütüncül bir yaklaşımla eğitilmesi gerekmektedir. Uluslararası alandaki en iyi uygulama çerçevesinde kolluk kuvvetleri için bir etik davranış rehberi geliştirilmesi gerekmektedir. Örgütlü suçlara karşı, AB’nin en iyi uygulamaları çizgisinde bir ulusal strateji henüz kabul edilmemiştir. Çeşitli kolluk kuvvetleri arasında ve savcılarla işbirliğinin, iletişimin ve eşgüdümün artırılması çabaları erken bir aşamadadır.


İnsan ticaretiyle mücadele alanında ilerleme sürmektedir. Hükümet bu alanda Uluslararası Göç Örgütü (IOM) ile işbirliğini sürdürmüştür. İnsan Ticareti İle Mücadele Programı devam etmiştir. İnsan ticareti mağdurları için kurulan ücretsiz acil yardım hattı Ağustos 2006 itibariyle 98 kişinin kurtarılmasını sağlamıştır. Ülkelerine dönmeleri için yardım edilen kişilerin sayısında dikkat çekici bir artış görülmüştür. 2005’te insan ticareti mağduru olduğu tesbit edilen 256 kişiden 220 kişi dönüş için doğrudan yardım görmüştür. 2005’de 125 , Eylül 2006 itibariyle de 330 insan taciri yakalanmıştır. 2004’te İstanbul’da insan ticareti mağdurları için açılan sığınma evine ilaveten, Ankara’da da mağdurlar için bir sığınma evi kurulmuştur. Şubat’ta, Moldova ile bir işbirliği ve bilgi değişimi protokolü imzalanmıştır. Türkiye’nin mevzuatı, insan ticareti ile mücadele alanındaki AB mevzuatı ile uyum içerisindedir. Bununla birlikte, sorun bölgede giderek tırmanmaktadır. Bu nedenle, insan ticaretinin önlenmesi ve baskı altına alınması amacıyla idari kapasitenin geliştirilmesi için çabaların artırılması gerekmektedir.
Kara paranın aklanmasıyla mücadele konusunda sınırlı bir ilerleme görülmüştür. Değiştirilmiş Terörle Mücadele Yasası “terörizmin finansmanını” ayrı bir suç olarak tanımlamaktadır. İlgili mevzuatı AB müktesebatına yaklaştıran bir yasa tasarısı TBMM’de beklemektedir.
Uluslararası hukuki düzenlemelerle uyum sınırlı kalmaya devam etmektedir. Türkiye, Suç Gelirlerinin Aklanması, Aranması, Zaptı ve Müsadere Edilmesi Hakkındaki Avrupa Konseyi Sözleşmesi’ni imzalamamıştır.


Terörle mücadele alanında Türkiye, Nükleer Terörizm Faaliyetlerinin Önlenmesine Dair Uluslararası Sözleşme’yi ve Terörizmin Önlenmesi Hakkında Avrupa Konseyi Sözleşmesi’ni imzalamıştır. İlgili bütün kuruluşlardan oluşan Terörle Mücadele Yüksek Kurulu teşkil edilmiştir. Kurul, terörle mücadele konusunda gerekli önlemleri almakla ve Bakanlar Kurulu’nca yayınlanacak tavsiyeleri hazırlamakla sorumludur. Terör ve teröristi daha geniş biçimde tanımlayan Terörle Mücadele Kanunu’nda değişiklikler 2006 Temmuz ayında kabul edilmiştir. Kanun, savunma haklarını kısıtlarken, terör amaçlı suçlara verilen cezaları artırmakta ve terörün finansmanını bir suç olarak kabul etmektedir. (Siyasi kriterler bölümüne bakınız.)


Uyuşturucu ile mücadele alanında sınırlı ilerleme sağlanmıştır. AB Uyuşturucu Stratejisi 2005-2012 ve AB Uyuşturucu Eylem Planı 2005-2012 uyarınca hazırlanmış bir ulusal strateji halen bulunmamaktadır. Uyuşturucu kaçakçılığı halen endişe kaynağı olmaya devam etmektedir. Bununla birlikte, üye devletlerdeki polis güçleriyle uluslararası işbirliği ve kontrollü teslimat neticesinde bazı operasyonlarda uyuşturucu madde ele geçirilmiştir. Ankara’da bir mini-Dublin grubu kurulması konusunda bir ilerleme sağlanmamıştır. EMCDDA standartlarında bir bilgi toplama ağının daha da geliştirilmesine ihtiyaç bulunmaktadır. Ulusal Uyuşturucu Merkezi (Reitox Focal Point) kurulmuştur. Ancak, Merkez’in işlemesi için ayrılan kaynakların artırılması gerekmektedir. Uyuşturucu ile mücadele alanında faaliyet gösteren hükümet organları arasındaki işbirliği, gerekli mali kaynağın ve personel kaynağının sağlanması suretiyle ciddi biçimde artırılmalıdır. Müktesebata uyum bu alanda sınırlı kalmaktadır.


Gümrük işbirliği alanında bir miktar ilerleme sağlanmıştır. Personel eğitimi ve personel etiği alanlarında iyi bir ilerleme kaydedilmiştir. Bununla birlikte, suçun önlenmesi ve suçla mücadele için polis ve gümrük hizmetleri arasında daha yakın bir çalışma ilişkisi tesis edilmesi yönünde çaba gerekmektedir. Gümrük idareleri arasında karşılıklı yardımlaşma ve işbirliği hakkındaki Sözleşme’nin (Naples II) uygulanmasına dönük hazırlıkların artırılmasına ihtiyaç bulunmaktadır. AB müktesebatı ile uyum sağlanması bakımından, veri koruma alanında münhasır bir yasa bulunmayışı, gümrük işbirliğinin kolluk boyutunun pürüzsüz işleyişini engellemektedir.


Personel eğitimi ve personel etiği konularında iyi bir gelişme sağlanmıştır.


Cezai ve hukuki konularda adli işbirliği alanında sınırlı gelişme kaydedilmiştir. Hukuk sistemi adli makamlar arasında doğrudan müdahaleye, yabancı kararların doğrudan icrasına, çifte suçluluğun feshine izin vermemekte ve ret sebeplerini sınırlandırmaktadır. Özel uluslararası hukuk, adalete erişim konusundaki mevzuat ve iflas usulleri konusunda AB müktesebatı ile aşamalı biçimde uyum sağlanmasına ihtiyaç bulunmaktadır. Cezai konulardaki adli işbirliğine ilişkin mevzuat, özellikle Türk vatandaşlarının ve yabancıların sınır dışı edilmesi, ‘ne bis in idem’ (aynı suçtan iki kere yargılanmama) prensibinin uygulanması, çevre suçları, cezai işlemler bakımından mağdurların haklarına ilişkin hükümler ve Avrupa Tutuklama Emri belgesinin uygulanması bakımından, AB standartlarıyla uyumlu değildir. Türkiye Ceza İşlerinde Karşılıklı Yardım Avrupa Sözleşmesi’ne (1959) ve Protokol’üne (1978) taraftır. Bununla birlikte, Sözleşme’ye ikinci ek protokol’ü (2001) imzalamamıştır. Ek Protokol’ün onaylanması Türkiye’yi müşterek soruşturma ekipleri konusundaki AB müktesebatına daha yakınlaştıracaktır. Türkiye Eurojust’a katılmaya hazırlanmaktadır. Cezai ve hukuki konularda adli işbirliğine ilişkin mevzuata uyum sınırlıdır. Özellikle Karşılıklı Adli Yardımlaşma (MLA) alanında münhasır bir yasa bulunmayışı göze çarpmaktadır.


Genel olarak, iltica, sınır yönetimi, insan ticareti ile mücadele, gümrük ve polis işbirliği alanları başta olmak üzere bir miktar ilerleme sağlanmıştır. AB müktesebatı ile uyum bu bölümde devam etmektedir, ancak, göç, örgütlü suçla mücadele, kara para aklama ve cezai ve hukuki konularda adli işbirliği gibi alanlarda kaydadeğer ve devamlı çaba gerekmektedir.



Hukuki metinler.jpg
Hukuki Metinler

Ulusal Mevzuat · Uluslararası Sözleşmeler ve ilgili mevzuat · AİHM Kararları · BMMYK Kılavuz İlkeleri · BMMYK EXCOM Kararları · Türkiye İlerleme Raporları · BM İnsan Hakları Kitapçıkları · Geri Kabul Anlaşmaları · TBMM Genel Kurul Tutanakları · TBMM Soru Önergeleri